YAYLAYA GÖÇÜŞ

 

Göç Hazırlığı : 

Yılın, kışa rastlayan yedi sekiz ayını geçirdiği kışlık yurdundan yaylaya göç zamanı gelince, güzün dağılıp da birbirlerini belki de hiç görmeyen yörükler, atı olan atı ile, eşeği olan eşeği ile birbirine gelip gitmeye başlarlar. Bu geliş gidişler yaylaya göçün ilk hareketleridir. Haberleşmeler sonunda yörük beyince kalkış günü açıklanır. Bu gün yakın bir gün olamaz. Çünki hazırlanmak için uygun bir zaman olmalıdır. Hazırlıklara başlanır. Aslında her yörük aşağı yukarı ne zaman göçüleceğini bildiği için hazırlığını zaten yapıyordur.

İlk iş devenin hazırlığıdır. Devenin sağlığı, ardından havudu gözden geçirilir. Hataplarda oynayan varsa onarılır.

Pazara gidilir. Eksik gedik ne varsa alınmalıdır. Temel maddelerin alınması gerekir. Çünki önünde uzunca bir yolculuk vardır. Çayiçi'nde bu çaya kırk kez dalınacak, Emeredin beli geçilecek, Toros Dağları aşılacaktır.

Çarık için davlı yeterince alınır. Eğer eksikse tuz, biber tahra, balta, keser, eğe, tüfek için sıkı, içiliyorsa bolca tütün, kadınlara incik, boncuk, yeni kumaşlar. Yine bolca tatlı da alınır.

Kadınlar, özellikle kızlar ve gelinler, çuvala güzün koydukları en albenili, gösterişli sırtlarını (giysilerini) çıkarırlar yıkarlar ve buruşmayacak biçimde hazır bulundururlar.

Mutlaka diri kahve alınır. Yörük için kahvenin önemi oldukça büyüktür. Her yorucu işin ardından kahve içilir çünki.

Göç günü gelip çattığında herkes erkenden kalkar. O gün çocukları yatağından kaldırmak oldukça güçtür. Develer akşamdan havutlanıp yükler tutulmuş olduğundan hemen develer ıhrılır. Yükler sarılır. Uzun zamandır yükü unutmuş olan develer kolay kolay yüke gelmez. Bir yandan sıcağın basmasından rahatsız olur bir yandan da yükü unuttuğundan buna razı olmadığını belli eder.

Sığır, davar, koyun, kuzu, oğlak,....şımarır. Sürülen yolda doğru düzgün yürümez. Bu nedenle ilk yolculuk oldukça zordur. Geri kalıp da daha rezil olmamak için birde hırs bürür herkesi. Birbirine bağlanıp çekilen develer ipleri koparırlar. Beklenmedik yerde yoldan çıkar. Bu sırada bir insanın bir kaç parçaya ayrılması gerekir neredeyse.

İnsanlar kan ter içinde kalır. Her şeyin birbirine karıştığı andır.

Yürüklükte bu duruma, a I a v ı c ı r ı k   b o z d u m a n denir . Her şeyin alt üst olması demektir.

İlk toplanma yeri Kilimli'de bir araya gelindiğinde geçici olarak mola verilir. Çadır kurulur ama öyle içi özenle döşenmeden. Çünki yolculuk devam edecektir. Ancak yine de bir iki gün orada kalınır. Her nasılsa gecikmiş olan çadırların gelmesi beklenir.

Kilimli'de kış boyunca birbirini görmeyen kişiler en güzel giysilerini giymiş olarak görüşmeye başlarlar. Özlem dolu duygularla kucaklaşırlar, hem de birbirlerinin giysilerine bakarlar.

Göçü, evin en güzel ve genç gelinine çektirir herkes. Bu da ayrıca bir yarıştır. Gelinin zülüfleri taranmış, tepeliklerindeki altınlar parlatılmış, grapdüşen kuşaklar kuşatılmıştır. Gelinin hazırlanmasına evin kadını (kaynana) da yardım eder. Öyle ya öteki gelinlerden daha alımlı olması gerekir. Elleri kınalı gelin deve katarının önünde salına salına develeri çeker sırtında asılı bir tüfekle. Oba, hem sıkıntı içinde ve hem de birbirini gözleye gözleye o yorucu yolu izleyerek yaylasına ulaşır.

 

| Kışlık (Kışlak)
Yaşamından
Bir Kesit
| Yayla Yaşamından
Bir Kesit
|
 


ispartaya.com