ÇADIR

 

Çadır;

Çadır, yörüğün evi.

Yörük çadırı kıldan yapılır. Kıl, keçinin tüyüdür. Bu kıl keçi kırkıldıktan sonra önce burma yapılır. Sonra bu burmalar kollara takılır ve kirmenlerle eğrilir. Elde edilen ipler bükülür. Bükme, iki ipin birbiri ile dolanıp kalınlaştırılmasıdır.

Bir çadır, en az 70-80 kilo ağırlığında olur. Bükülmüş ipler, ısdarda dokunacak biçime getirilir. Sonra bir metre kadar eninde 5-6 metre kadar uzunlukta, bildiğimiz yolluklar biçiminde ısdarlarda dokunur. Yörükte ısdarı kadınlar dokur. Yörük kadınlarının türkü söyleye söyleye dokudukları bu yolluklara 'kanat' denir. Bir çadır en az beş, çadır büyüklüğüne göre altı yedi kanattan olur. Bu kanatlar yan yana getirilip dikilir. İş bu kadarla kalmaz. Çadırın çatısı denen bu kanatların dikilmesinden sonra çepeçevre otuz kırk santim eninde dokunmuş, başka bir parça sıkıca eklenir. Buna 'siğeç' adı verilir. Bundan başka bağların çadırı esnetmemesi için buna benzer bir parça daha, çadırın önünden arkaya olmak üzere her direk durumuna göre birer parça daha dikilir.

Bunlardan sonra çadırı toprağa bağlamaya yarayan bağ işkelelerinin ipleri dikilir.

Çadırı ustasına diktirmek gerekir. Öyle her yörük çadır dikemez. Eğer ustasına diktirilmezse çadır yağışta akar. Çadır ayağa kaldırıldığında, evin duvarları diyebileceğimiz bölümlerine gelir sıra. Bunlar da ayrı ayrı olmak üzere bir ölçü içinde dokunur. Duvar görevi yapan bu parçalara 'sitil' adı verilir. Sitillerin diğer adına da 'çul' denir. Sitiller, siğeçlerin altına stil çöpü denilen çöplerle tutturulur.

Yörük çadırları en az üç direkli olur. Direkler iki metre kadar uzunlukta sağlam ağaçlardan yapılır. Yoksa yağışta ve fırtınada, basan ağırlık nedeniyle kırılabilir. Direk sayısı çadır sahibinin varsıllığına göre çoğalır. Direklerin başında ağaçtan yapılan birer şapka bulunur. Bunlara çanak denilir.

Çadırı yere bağlayan iplere adı üstünde çadır bağı adı verilir.

Honamlı'ların kullandığı çadırlar hep üç direklidir. Böylesi daha kullanışlı olduğundan tutulmuştur. Üç direkli çadırın sekiz bağı bulunur. Bu bağlar sırasıyla şöyledir:

 

Dikdörtgen biçimindeki çadırın ensiz olan yanlarını ortadan bağlayan iki bağa böğür bağı, arka ortadakine arka, öndeki bağa da ön bağ denir. Geride kalan ve köşelerdekine de pinti bağı adı verilir.

Çadır kurulurken önce yere serilir. Bağlar, tek tek ve gevşek olarak kazıklara yada bastırık denen ağırlıklara bağlanır. Sonra altına girilir. Direkler çanaklara uydurulur ve kaldırılır. Ardından bağlar gerdirilir. Sitilleri de sitil çöpleri ile takılınca çadır kurulmuş olur. İçinin düzeni veril dikten sonra artık yaşanacak bir yuva çıkar ortaya.

Yörüğün çadırı onun konağı, sarayı, köşkü villasıdır.

Tasasını, sevincini, zayıflığını, güçlülüğünü, egemenliliğini onun içinde paylaşır. Aşını onun içinde yer. Sütünü orada içer. Onun içinde rahatça uyur. Aşkını çadırın içinde tadar.

Siz yörüğün çadırını kurarken, yada yıkıp dürerken, o koca devesine bir çırpıda yüklerken bir görseydiniz.

Hayran kalırdınız.

O insanlar onun içinde doğmuş, onun içinde büyüyüp yaşamış, onun içinde ölmeyi beklemiştir.

Çadırının içine yörük kadını öyle bir süs verir ki girenin ağzı açık kalır. Bakılınca bin bir renkliymiş gibi insanı şaşırtan çuvallar, arka sitilin önüne özenle dizilir. Yanlara da ikinci sınıf çuvallar dizilir. Eğer işlemeli çuvalı yoksa başka şeylerde koyar. Yere ise öyle özenle, ustalıkla dokunmuş, işlenmiş kilimler, keçeler döşenir ki görünce insan kendisini bahar bahçesinde sanır. Çadırın bir köşesi mutlak çok güzel eşyalarla donatılır. Orası konukların ağırlandığı yerdir. Tıpkı bir dairenin konuk odası gibi.

Bütün Türkler, Orta Asya'dan kalkınca dünyanın neresine giderlerse gitsinler, çadır içinde yaşaya yaşaya yolculuk etmişlerdir. Honamlı (Ötgünlü)yörükleri de Gedikli'ye kadar kara çadırların içinde ömür sürmüştür.

Geriden bakana, kara kara görünse de çadır, yaklaşınca, hele içine girince renkler cümbüşü ile donatılmış bir konak olduğu hemen anlaşılır. O, küçücük kıl kulübenin içine sığdırılmış binlerce anı vardır.

O çadırın içinde acı vardır,

Sevinç vardır,

Din, İman vardır,

Kararlılık vardır,

Uygarlık vardır.

Kurulmuş bir çok devlet vardır.

Yüreklilik vardır,

Adalet vardır,

Şefkat, sevecenlik, vardır.

Otorite vardır,

Nice imparatorluklar vardır.

Yörükler, bakıma muhtaç yaşlılarına onun içinde bakarlar.

Ölülerini oradan çıkarırlar.

Düğünler onun içinde yapılır, gelin oraya iner, kız telli duvaklı oradan çıkar.

Yağmurun tıpır tıpır ninnisinde, ön bağın altında yanan meşe kütüğünün ısısı, yorganın sıcaklığı ile birleşince dünyanın en tatlı huzuru, bir büyü gibi çöker insanın üstüne çadırda.

Eğer karşı dağı basan körduman içinden gelen av köpeğinin ürüşü de eklenirse artık o çadırda yaşanan hayata düş de bile rastlamak zordur.

 

| Honamlı (Ötgünlü) 
Yörüklerine
Komşu Yörükler
| Deve |
 


ispartaya.com