ISPARTA tarihi_____________________________________________Mustafa Koç

  
Anadolu Selçuklu Dön.

Isparta'yı Bizanslılardan Selçuklular aldılar - Mesleki Tarikatlardan Ahilik - Alevi Tarikatlardan, Şiilik, Kızılbaşlık, Bektaşilik nedir? Tahtacılar kimlerdir? - Alevi, Sünni ne demektir? - 
Selçuklu Tarihi;
  • Büyük Selçuklu İmparatorluğu ( 985 - 1157)
  • Anadolu Selçuklu Devleti        (1077 - 1308)

olmak üzere ikiye ayrılır. Oğuzların (Türkmenler) 985'te Horasanda kurmuş oldukları Büyük Selçuklu İmparatorluğu; Türk Tarihinin başlangıcı olmuştur. Oğuzlar (Türkmenler) kurdukları bu imparatorlukla; Dil, kültür, uygarlık, tarih.. birliğine sahip olduklarını, komşu ülkelere ve tüm dünya uluslarına göstermişlerdir. Malazgirt Savaşından sonra Anadolu'nun yazgısı birden değişmiş, Doğu Roma (Bizans)  İmparatorluğunun yerini, Türkler almışlardır. Anadolu Selçuklu Devleti, Kutalmış oğlu Süleyman Şah ve Antakya savunmasından sonra, kökleşmiş, büyümüştür. 

YÜKSELME DEVRİ
Ülke tam bir yükselme devri içinde bulunurken, bu devir :

  • Kardeş kavgalarının başlaması
  • Baştakilerin zevk ve eğlenceye düşkünlükleri
  • Kösedağ'daki Moğol yenilgisi
  • Bazı vezirlerin hainlikleri ve entrikacılığı
  • Küçük yaştakilerin hükümdar olması
  • Doğu sınır kapılarından her türlü insanın gelişi
  • Ticaret ve ekonomiye önem verilmemesi
  • Halka zulüm edilmesi
  • Yabancı kültürün girmesine göz yumulması
  • Aydın ve okumuş kişilerin yabancı hayranlığı
  • Milli bütünlüğe sahip çıkılmaması
  • Mevlana gibi şair, yazar, bilginlerin Farsça, Arapça yazmaları
  • Baskın, yağma, soygunculuk gibi şeylerin önlenmemesi
  • Bazı valilerin uygun olmayan yönetimi

gibi nedenlerle sürdürülemedi; Selçuklu Devleti yıkıldı. 

1077'den 1308'e dek (231) yıllık bir yaşamdan sonra ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ, tarih sahnesindeki yerini (14) Anadolu Beyliğine bıraktı. 

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİNİN KURULUŞUNDAN YIKILIŞINA DEK, 
DEVLET BAŞKANI OLANLAR :

Adı Tarihler Yıl
1.   Kutalmış Süleyman Şah 1077 - 1086 9
2.   Kılıçaslan I 1097 - 1107 10
3.   Mesut I 1116 - 1155 39
4.   Kılıçaslan II 1155 - 1192 37
5.   Rüknittin Süleyman II 1192 - 1204 12
6.   Kılıçaslan III 1204 - 1205 1
7.   Gıyasettin Keyhusrev I 1205 - 1211 6
8.   İzzettin Keykavus 1211 - 1220 9
9.   Alaettin Keykubat I 1220 - 1237 17
10. Gıyasettin Keyhusrev II 1237 - 1246 9
11. İzzettin Keykavus II 1246 - 1256 10
12. Alaettin Keykubat II 1256 - 1261 5
13. Kılıçaslan IV 1261 - 1266 5
14. Gıyasettin Keyhusrev III 1266 - 1281 15
15. Mesut II 1281 - 1297 16
16. Alettin Keykubat III 1297 - 1308 11


ANADOLU SELÇUKLULARI DEVRİNDE ISPARTA

A- ISPARTA'YI BİZANSLILARDAN SELÇUKLULAR ALDILAR

Roma İmparatorluğu ikiye bölündükten sonra, Isparta Doğu Roma İmparatorluğu'na (Bizans) geçmiş oldu. Isparta'yı Bizanslılardan (1204-1205) yılları arası kısa bir süre hükümdarlık yapmış bulunan III. Kılıçaslan  aldı. Selçuklu sınırları içine kattı. Isparta'yı alan Selçuklu sultanı III. Kılıçaslan tahta çıktığında henüz (Erginlik çağına - Haklarını kullanması için yasanın gösterdiği yaşa) gelmemiş bulunuyordu. 

B- SELÇUKLULARDAN KALMA ISPARTA KENTİNİN İÇİNDE; İLÇELERİNDE; BUCAK VE KÖYLERDE PEK ÇOK CAMİ, MİNARE, MEDRESE, KERVANSARAY, ÇEŞME, HAN, HAMAM.. VARDIR!.

Selçuklular; anadolu'da pek çok cami,  medrese, imaret (yoksullara yiyecek dağıtmak için kurulmuş hayır evi), darüşşifa (sağlık yurdu), han, hamam, çeşme, su yolu, köprü, saray, kervansaray (ana yollarda kervanların konaklamaları için yapılmış büyük han) yapmışlardır. 

Selçuklulardan kalma Isparta Kenti'nin içinde, ilçelerinde, bucak ve köylerde pek çok yapıt vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır : 

1- ISPARTA SÜLÜBEY HAMAMI : 1135 yılında yapılmıştır. Bu tarih (1116 - 1155) arası, 39 yıl Selçuklu Devleti'nin başında bulunmuş olan Sultan Mesut l Devrine rastlamaktadır. 2- ISPARTA YILAN KIRKAN ÇEŞMESİ : Bu çeşme de Sülübey Hamamının yapıldığı 1135 tarihinde, Selçuklu Sultanı Mesut l devrinde yapılmıştır. 
3- BÜYÜK GÖKÇELİ KASABASI : Bu kasabada bulunan Eski hamam, caminin minaresi ve Kırk Ayak Çeşmesi Selçuklular devrinde yapılmıştır. 
4- KÜÇÜK GÖKÇELİ KÖYÜ : Isparta'dan Eğirdir'e giderken solda, Küçük Gökçeli Köyü'nün altında, asfalt ana yolun üstünde, halk arasında "Kırık Minare" denilen bu minare de bir Selçuklu devri yapıtıdır. 
5- ATABEY İLÇESİ : Atabey Medresesi 1224 tarihinde yapılmıştır. Bu tarih (1220 - 1237) arası 17 yıl Selçuklu Hükümdarlığını yapmış bulunan Alâeddin Keykubat l devrine rastlamaktadır. 
6- ULUBORLU İLÇESİ: Bu ilçede bulunan Ulucami ile Büyük Çeşme'de Alâeddin Keykubat devrinde yapılmıştır.
 7- Ş. KARAAĞAÇ İLÇESİ : Bu ilçenin merkezinde üçü minerali, köylerinde de minareli - minaresiz sayıları otuzu bulan cami vardır. Ş. Karaağaç-içinde bulunan minarelerin üçü de çeşitli tarihlerde onarım görmelerine karşın, köydekilerin bazıları ile birlikte, hepsi de Selçuklular devrinde yapılmışlardır. 
8- EĞİRDİR İLÇESİ : Dündar Bey Medresesi, Hızırbey, Ulu Cami minaresi birer Selçuklu yapıtıdır. Dündar Bey Medresesi (1237 - 1246) arası (9) yıl Hükümdarlık yapmış bulunan Gıyasettin Keyhüsrev II tarafından han olarak yaptırılmış, (1300 - 1324) arası 24 yıl Hamitoğullan Beyliğinin başında : bulunmuş olan Hamit Oğlu Dündar Bey tarafından medreseye çevrilmiştir, Medresede 30 oda; iki sınıf; bir mescit vardır. Nakışlı ve süslü mermer taşlardan yapılmıştır. Bu medresede Türk mimarlık ve süsleme sanatının tüm inceliğini hayranlıkla görmek mümkündür. 

C- ISPARTA'YA; SELÇUKLU'LARLA BİRLİKTE TÜRKLERİN ATALARI OLAN OĞUZLARIN GELENEK, GÖRENEK VE TÖRELERİ DE GELDİ; YERLEŞTİ !. 

Isparta ; Anadolu Selçukluları ile birlikte Türklerin Ataları olan Oğuzların (Türkmen) kültürel; davranış; ruhî (Ruha ait, ruhla ilgili; konu olarak yalnız din ve mezhep işleri).. gibi "öğe"lerin tümünü içine alarak İnsan ve toplum yapısının gelenek, görenek, töreleri de geldi: yerleşti; kök, dal, budak.. saldı. 

ISPARTA KENTİ İNSANI; SELÇUKLULARDAN BU YANA ATALARI OĞUZLARIN ŞU GELENEK, GÖRENEK VE TÖRELERİNİ BENİMSEDİLER; YAPILARI, KİŞİLİKLERİ BUNLARLA HARMAN OLDU; YOĞRULDU; OLUŞTU !. 

1- Isparta Kenti insanı -tüm Anadolu insanı gibi- durgun, sessiz, serin kanlıdır! Duygu ve düşüncelerini belli etmez. 
2- Surat asmaz, güler yüzlü, tatlı dillidir. 
3- Çabuk kızmaz, birden parlayıp sönmez. 
4- Bir de kızdı, öfkelendi mi, önlerinde durmak güç olur.
5- Kin tutmazlar, öç almaları aşırı kertede olmaz. 
6- Merhametli inanlardır, uzun süre küs durmayı sevmezler, 
7- Şakacı, kişilerdir; espri yapmasını severler. 
8- Hisleri ile değil, akılları ile hareket ederler; gerçekçi insanlardır. 
9- Başkalarının üstün niteliklerini görmesini iyi bilirler, yetenekli kişilere karşı, çekemezlik etmezler. 
10- Övünmeyi sevmezler. 
11-Anadolu Türklerinin Ataları olan Oğuzların, içlerinden biri ölünce (Yuğ Aşı - ölü aşı) yemek gelenek görenekleri vardı. Isparta'da da bu görenek aynen sürer, gider.. Ölünün gömüldüğü gece evinde toplanılır, ölü gecesi yemeği yenilir. Yenilen bu yemeklerin ölenin önüne varacağına inanılır. 
12- Oğuzlar; kimsenin karısına, kızına, gelinine.. kötü gözle bakmazlar, namusuna el uzatmazlardı. Bu gelenek Isparta'da da aynen sürer gider. 
13- Oğuzlar; düğünlerinde yemek verir, raks eder, oyunlar çıkarırlardı, bu gelenek yüz yıllardır Isparta'da da uygulanır.
14- Oğuzlar; doğru, dürüst, namuslu, konuksever.. idiler. Isparta kenti insanı da tıpkı Ataları Oğuzlar gibidir. 
15- Oğuzlar; daha Anadolu'ya gelmeden bile en zarif, kibar Türkçe'yi konuşurlardı. Isparta kenti insanı da bu geleneği sürdürür gider, kentte öz Türkçe konuşulur. 

ISPARTA'YA ANADOLU SELÇUKLULARI İLE BİRLİKTE, YÖNETİCİLER KONUSUNDA, OĞUZ GELENEK VE GÖRENEKLERİNDEN ŞUNLAR GELDİ 

1-Yöneticiler, devlet başkanından, buyruğu altında bir iki temizlik işçisi bulunan kişiye dek; varlıklı, yoksul; güze!, çirkin; çoluk, çocuk; kadın, kız; genç, yaşlı; güçlü, güçsüz ayırımı yapmadan, hizmet etmelidirler. Yöneticilik görevini sürdürürken, kılı kırk yaracak kadar adaletli; acımalı; yufka yürekli; duyarlı.. olmalıdırlar. 
2- Kendilerinden önce aynı işi yapmış, yönetici olmuş kişilerin topluma yararlı, iyi yaptıkları işleri kötüleyip durmamalı, bu iyi, yaptıkları işleri kesinlikle bozmamalıdırlar. Onlar da daha çok, iyi çalışmalı, yararlı işler yapmalıdırlar. Böyle davranılır ise toplum güç kuvvet kazanır, devlet ayakta kalır. 
3- Yönetici olanlar; bilgili görgülü, akılcı olmalı; bir üst aşamada olanlarla sürekli olarak işbirliği yapmalı, ayrı çekmemeli, başına buyruk olmamalıdır. 
4- Devleti yöneten bir Devlet Başkanı, Başbakan, Bakanlar.. olacaktır. Bu doğaldır. Bunların tümü halkın; ekmek, tuz, yağ, sabun.. gibi gereksinmelerini düşünmek, halkı aç koymamak, zorundadırlar. Kim bu işleri yapmaz ise o, baş olmaya yaramaz. 
5- Devleti yönetenler yoksulların atası; onlara yardımcı olanlar da babasıdırlar. Hepsi işbirliği edip yurdu, ulusu korumalı, halkı mutlu etmelidirler. 
6- Devlet; ordusu ile ayakta durur. Ordusuz, askersiz devlet olmaz. Devleti ortadan kaldırmak, yurt toprakları üzerindeki ocakları söndürmek isteyenlere karşı acımasız olmalı, düşmandan pek çok üstün bulunmalı ki, ayakta kalınabilsin.
7- Ulu, erdemli, büyük, yüksek.. varken, daha küçüğü, bilgisizi, görgüsüzü, yeteneksizi.. baş olmaya. 

D- ISPARTA'LILAR; SELÇUKLU OZANLARININ ŞİİRLERİNİ TÜRKÜ VE İLAHİ YAPTILAR; ÖYKÜLERİNİ DE SEVEREK OKUDULAR !. 

Oğuzlar (Türkmenler) Anadolu Selçuklu Devletini kurduktan sonra, kendilerine özgü, bir edebiyat yarattılar. Selçuklu Devletinin Sultanları ozan, şair, yazar, bilim adamlarını.. sayar, sever, görür, gözetirlerdi. Bu nedenle Selçuklular devrinde . çoğu Selçuklu sarayından gelme İranlı Envarî, Nizamî, Ömer Hayyam.. başta olmak üzere, pek çok ünlü yazar, şair, ozan yetişmiştir. Mevlâ'na, Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Aşık Paşa.. bunların arasındadır. Halk Hikâyelerinden Yusuf ile Zeliha, Battal Gazi, Danişment Gazi, Ebu Müslimi Horasani.. bu devirde yazılmış, Isparta Kenti halkınca da, okuna gelmiştir. Nasrettin Hoca fıkraları ise hiç bir zaman tazeliğini yitirmemiştir. Yüz yıllar boyunca anlatılır ve gülünür. Selçuklu devri ozanlarından Isparta halkını en çok etkileyen, benimsenen Yunus Emre olmuştur. Bu ünlü halk ozanının aşağıda örneği verilen şiirlerini Isparta halkı ilâhi ve türkü yapmıştır : 

Hak'tan inen şerbeti, içtik elhamdülillâh 
Şol kudret denizini geçtik elhamdülillâh 
2
Canlar canını buldum bu canım yağma olsun 
Assı ziyandan geçtim dükkânım yağma olsun 
3
Şunlar ki çoktur malları 
Gör nice oldu halleri 
Sonucu bir gömlek giymiş 
Onun da yoktur yenleri 

Ben yürürüm yana yana 
Aşk boyadı beni kana 
Ne âkılem ne divâne 
Gel gör beni aşk neyledi. 

Dağlar ile taşlar ile 
Çağırayım Mevlâm seni 
Seherdeki kuşlar ile 
Çağırayım Mevlâm seni. 

Biz dünyadan gider olduk 
Kalanlara selâm olsun 
Bizim için hayır dua 
Kılanlara selâm olsun 

Yalancı dünyaya konup göçenler 
Ne söylerler ne bir haber verirler 
Üzerinde türlü otlar bitenler 
Ne söylerler ne bir haber verirler 

Şol cennetin ırmakları 
Akar Allah deyû deyû 
Çıkmış İslâm bülbülleri 
Öter Allah deyû deyû. 
Yukarıda örnekleri verilen dörtlüklerdeki gibi, şiirlerinin çoğu, Isparta halkı tarafından türkü ve ilâhi yapılmış; altı ile yedi yüz yıldan buyana, söylenegelmiştir. 

E- SELÇUKLU'LAR DEVRİNDE BAŞLAYAN "TARİKATÇILIK" AKIMI ISPARTA HALKINI DA ETKİLEDİ; ÇEŞİTLİ TARİKATLARA GİRENLER OLDU !.

 Anadolu Türklerinin Ataları olan Oğuzlar (Türkmenler) Selçuklu Devleti'ni kurup, Anadolu'ya yerleştikten sonra, bir tasavvuf (Sofulaşma, gönlünü Allah sevgisine bağlama.) Mezhep (Tutulan yol, felsefe çığırı, bir dinin şubelerinden biri.) ve Tarikat (Allah'a ulaşmak arzusu ile tutulan yol; tasavvufi meslek.) akımıdır başladı. Bu tarikatlar şunlardı : 
1- SÜNNÎ TARİKATLAR : (Yesevilik, Mevlevilik, Bayramilik, Melâmilik, Nakşibendilik, Kadirilik, Rufailik, Halvetilik, Bedeviyye, Sadiyye, Celvetiyye..) 
2- MESLEKÎ TARİKATLAR : (Ahilik, İhvanı Sefa) 
3- ALEVÎ TARİKATLAR : (Kızılbaşlık, Tahtacılar, Bektaşilik)
4- ŞİÎ TARİKATLAR : (Şiîlik, Hurufilik, Yezidilik, Nuseyriler, Dürziler, İsmaililer) 
5- İHTİLALCİ TARİKATLAR : (Mazdekiler, Babekiler, Mübeyyeza, Batınilik, Karamita, Melâhide, Ayyarlar, Vehhabiler, Zeydiyye, Sünusiyye..) Anadolu Selçukluları devrinde başlayan bu tarikatçılık akımından, Isparta Kenti halkı da etkilendi; Meslekî tarikatlardan Ahilik, Alevî tarikatlardan da Bektaşilik Isparta halkınca benimsenenler arasında oldular. Selçuklulardan sonra Hamitoğulları Beyliği, Osmanlı İmparatorluğundan buyana, günümüze dek, sürüp gelenler bile oldu. 

MESLEKÎ TARİKATLARDAN AHİLİK 

Ahilik, esnaf, zanaatçı, işçi ve çiftçilere dayanan bir tarikat idi. Isparta halkı da geçimini çoğunluk urgancılık, mutaflık, saraçlık, tabaklık, kavaflık, semercilik, terzilik, dokumacılık.. gibi meslek ve küçük alım satım işleri ile sağladığı için, Ahiliğe girenler oldu. Isparta Tarihi açısından, ayrıntısına girmeden, Ahilik üzerinde durmayı yararlı buluyoruz... AHİ'LERİN PİRİ KİMDİR? Anadolu Ahi'lerinin piri, Selçuklular devrinde Horasandan Kırşehir'e gelip yerleşen Ahi Evren Velidir. 
AHİ'NİN SÖZLÜK ANLAMI NEDİR? Ahi: Arapça kardeş demektir. Ahi, şu anlamlarla da kullanılır: yiğit, genç, delikanlı, efe.. 
AHİLİK NEDİR? Ahilik; Anadolu Selçukluları Devrinde XIII yüz yılda başlayıp, bazı kuralları günümüze dek gelen, bir tarikattır. Esnaf, zanaatçı, işçi.. gibi, çalışma kollarını içine alan bu tarikat, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisi ve yapım ile üretimi çoğaltmak amaçlarını güder; genel yaşayışta ise yardımlaşma, zayıf ve yoksulları koruma.. gibi insancıl duygulan ve müzik, binicilik, silâh kullanma yeteneklerini geliştirmeye önem verirdi. Bu kuruluşa bir sanat sahibi olanlar girebilirlerdi, Bir dinî görüşü, yolu, yordamı, töresi vardı. İş yaşamında kardeşlik ve dayanışma üstüne kurulmuştu, aynı zamanda bir askersel kuruluşa bağlı olurdu. . Ahi'lerin geceleri pek neşeli geçerdi. Saz çalarlar, raks eder, kendi aralarında eğlendirici oyunlar çıkarırlardı. Özellikle konuklarına karşı pek cömert idiler, elleri açıktı. Başlarına "Ahi Baba" denirdi. Babalık oğula geçmez, esnafların yaşlıları toplanır, lâyık olanı seçerlerdi. 
AHİLERİN BELİRLİ İLKELERİ VARDI; BUNLARI BENİMSEMEYENLER AHİ OLAMAZLARDI. 
Ahiler alım satım işlerinde birlik sağlamayı; iyi, kaliteli mal üretmeyi; toplum yaşamında yardımlaşmayı; fakir, fukara, sakat, yaşlıları.. korumayı ilke edinmişlerdi. İlkeleri olan bu işleri yaparken de şu kurallara uyulmasını isterlerdi: 1- Güçlü, kuvvetli iken, bağışlamasını (af etmeyi) bil. 2- Çok kızgın sinirli, öfkeli iken; kırıcı yığıcı olma: yumuşak davran. 3- Düşmanına bile iyilik edebilecek kadar insancıl, yufka yürekli, acımalı, duyarlı ol. 4- İş bitirici ol; kendine gerekli olsa bile başkasına ver, kapına geleni boş çevirme; şunu iyi bil ki iş bitirenin işi biter. 
AHİLERİN KESİNLİKLE UYMAK ZORUNDA OLDUKLARI ALTI KURAL VARDI .. 
Bu kurallara uymayanlar Ahi olamazlardı. Bu altı kural şu idi
AÇIK KURALLAR Alnını açık tut. Kalbini açık tut. Kapını açık tut. 
KAPALI KURALLAR Dilini bağlı tut. Elini bağlı tut Belini bağlı tut. 
Bunların tümü şu demekti... 
ALNINI AÇIK TUT : Ahi olan kişi doğru, dürüst olmalı. Toplum içinde sevilip sayılmalı. İşine hile katmamalı, ucuza aldığını pahalıya satmamalı, sağlam ve dayanıklı mal üretmelidir. Böyle davranılır ise insanın toplum içinde alnı açık olur. KALBİNİ AÇIK TUT : Irk, din, dil.. ayırımı yapmadan insanlar! sevmeli. Bu insanlarla alış - veriş yaparken doğru, dürüst olmalı, gönül kırıcı bir davranışta bulunmamalı. 
KAPINI AÇIK TUT : İnsanın kapısı fakire, fukaraya, yoksula, sakata, yaşlıya, muhtaçlara açık olmalı ; böylelerine daima yardımda bulunmalı 
DİLİNİ BAĞLI TUT : Yalan söylememeli, iftira etmemeli, dedikodu yapmamalı. Sır saklamasını bilmeli, ağza kötü söz, küfür almamalı, az ve öz konuşmalı. Tatlı dilli olmalı. 
ELİNİ BAĞLI TUT : İnsan elini harama, hırsızlığa, kötü bir işe.. uzatmamalı. Eli iyi ve yararlı işte, üretimde kullanmalı.
BELİNİ BAĞLI TUT : Namuslu, onurlu olmalı; kimsenin karısına kızına, gelinine.. kötü gözle bakmamalı, ırzına namusuna el uzatmamalı. 

AHİLER TÜM PEYGAMBERLERİN BİRER ZANAAT SAHİBİ OLDUKLARINA İNANIR, BU PEYGAMBERLERİ O ZANAATIN PİRİ SAYARLARDI !.. 

ADEM ...........................Çiftçi 
ŞİD ...............................Pamuk atıcısı (Hallaç) 
HUD ..............................Alım.. satım (tüccar) 
SALiH ...........................Deveci 
İBRAHİM .......................Sütçü 
İSMAİL ..........................Avcı 
İSHAK ...........................Çoban, sığırtmaç (Raî) 
YUSUF ..........................Saatçi 
ZÜLKÜFL .......................Ekmekçi 
LÛT ...............................Tarih yazarı (Müverrih) 
ÜZEYİR ..........................Bağa 
İLYAS ............................Dokumacı (Çulhacı) 
DAVUT ...........................Zırhçı 
LOKMAN ........................Hekim (Tıp doktoru) 
YUNUS ...........................Balıkçı 
İSA .................................Gezgin, seyyah (Turist) 

PADİŞAHLARDAN DA AHİLİĞE GİRENLER VARDI !. 
Sultan Osman Gazi, Sultan Orhan ve Sultan Murat Hüdavendigar Ahi tarikatına girenler arasında idiler. Ahilik; esnaf, zanaatçı, işçiler için, Türkler tarafından kurulmuş bir tarikattı; bunun uzaktan yakından Arap ve Acemlerle hiç bir ilgisi bulunmuyordu. 

Alevî Tarikatlardan ŞİİLİK - KIZILBAŞLIK - BEKTAŞİLİK NEDİR? TAHTACI'LAR KİMLERDİR? 
Bugün, Anadolu topraklan üzerinde, sayıları 8-10 milyonu bulan Kızılbaş, Bektaşi ve Tahtacı'nın yaşamakta olduğu bilinmektedir. Bunlardan birazı da : 1- Isparta ilinin içinde ve köylerinde 2- Keçiborlu 3- Senirkent ilçeleri ile, köylerinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Isparta'nın Turan mahallesi ise, tümüyle Tahtacı'lardan oluşmaktadır. Kökü Anadolu Selçuklu Devletine dayanan bu konu üzerinde, Isparta Tarihi açısından ayrıntısına girmeden durmayı yararlı buluyoruz.. 
ALEVÎ - SÜNNÎ NE DEMEKTİR?
İslâm Peygamberi Muhammet, öldükten sonra (Halifeliğin - Peygamber vekilliği ve Müslümanların başı olma görevinin) ve (İmamlığın - Cemaate toplu namaz kıldırma işinin) amcasının oğlu, aynı zamanda damadı bulunan Hazreti Ali'ye verilmesini istemişti. Muhammet öldükten sonra ashabı (Muhammet'in meclislerinde ve konuşmalarında bulunanlar) O'nun isteğine uyarak, Ali'ye verecekleri yerde, Ebubekir'i Peygamber vekilliğine ve İmamlığa getirince, Müslümanlar arasında büyük bir anlaşmazlık çıktı; bu anlaşmazlık Müslümanların ikiye bölünmesine neden oldu.. Peygamber vekili, cemaate namaz kıldıracak imam Hazreti Ali olmalıdır diyenlere ALEVÎ; Hayır, yapılan iş doğrudur; Ebubekir Peygamber vekili ve imam olmalı, işleri Peygamber Muhammet'in bıraktığı yerden almalı, yürütüp gitmelidir deyenlere de SÜNNÎ; denildi. 
ALEVİ'LER DE Şİİ - KIZILBAŞ - BEKTAŞİ ADINI ALARAK ÜÇE AYRILDILAR !.
Hazreti Ali yanlısı olan Alevî'lerde ; 
1- Şii 
2- Kızılbaş 
3- Bektaşi olmak üzere, üçe ayrıldılar. Şii'ler İran Alevileri idi. Anadolu'ya gelen Alevi'lerden göçer evli, Türkmen Yörüklerinden olanlara "KIZILBAŞ" ; bir köye, kente.. yerleşmiş bulunanlara da "BEKTAŞİ" denildi. Bunların ikisi de, Anadolu Türklerinin Ataları olan Oğuz Türklerinden idiler. KIZILBAŞLIĞIN KÖKÜ NEDİR; KIZILBAŞ NE DEMEKTİR?
Alevilere "Kızılbaş" denmesinin şu iki kaynaktan geldiği söylenmektedir : 
1- İslâm Peygamberi Muhammet'i Uhut Savaşında, Mekkeliler başından yaraladılar. Kızıl kanları aktı; başı kıpkızıl oldu. Kızılbaşlık buradan geldi. 
2- Şah İsmail, askerlerini Anadolu'dan Suriye'ye geçirmek için Türk Hükümdarından, izin aldı. Şah İsmail askerleri öteki askerlere karışmasın diye, bellik, olması, bilinmesi amacı ile başlarına birer kızıl takke giydirdi. Bunlardan sonra da Alevî'lere Kızılbaş denmeye başlandı. Araştırmacılar, tarihçiler, bilim adamları da şöyle demektedirler : - Alevîliği kabul eden Müslümanların önceki dinleri "Şamanlık" idi. Şamanlar başlarına hep kırmızı bir takke giyerlerdi. Bu geleneği sürdüren "Alevî Dedeleri" de dinî âyinleri yönetirken, eski Türk Şamanları gibi kırmızı bir takke giymeye başladılar. Kırmızı külâhlı, kırmızı takkeli anlamına Alevilere de "Kızılbaş" denmesine neden oldu. 
BEKTAŞİLİĞİ, ANADOLU SELÇUKLULARI DEVRİNDE HACI BEKTAŞ VELİ KURDU !
1071 Malazgirt Savaşından sonra, öteki Türkmen boyları gibi, Alevî Türkmenler de Anadolu'nun içinden, batısına dek geldiler; yerleştiler. Bazıları da Harzemşahlarla birlikte geldikten sonra, Anadolu'da kaldılar. Türkistan'da "Yesevîlik" Tarikatını kuran Ahmet Yesevî'nin öğrencisi Hacı Bektaş Veli, Horasan'dan Kırşehir'in Karaöyük Köyüne geldi; Bektaşilik Tarikatını kurdu. Bektaşilik Ankara, Sivas, Diyarbakır, Erzurum, Kars, Erzincan, Tunceli.. yörelerine dek yayıldı, gitti.. 
TAHTACI'LARDA KIZILBAŞ'LARIN BİR KOLUDUR; BUNLARA "AĞAÇ ERİ" DENİLİR !. 
Anadolu'daki Kızılbaş'ların bir kolu da Tahtacılardır. Bunlar göçer evli Yörük Türkmenlerinin kolundandırlar. Anadolu'da 20.000 ile 30.000 aile; 150.000 ile 200.000 kişi kadar oldukları sanılmaktadır. Çoğunluk geçimlerini kerestecilik yaparak sağlarlar. Tahtacılar: Akdeniz, Ege, Batı Anadolu Bölgelerinde şuralara yerleşmişlerdir: Toros'lar, Antalya, Muğla, Çanakkale, İzmir, Manisa, Kütahya, Balıkesir, Isparta.. Yerleşmeyenler de "Göçer evli" olarak kaldılar. 
KIZILBAŞ'LAR - BEKTAŞİ'LER - TAHTACI'LAR ANADOLU TÜRK'LERİNİN ATALARI OLAN OĞUZ SOYUNDAN GELME, ÖZ BE ÖZ, TÜRK'TÜRLER !. 
Kızılbaşlar, Bektaşî'ler, Tahtacılar Anadolu Türklerinin ataları olan Oğuz Türkmenlerinin soyundan gelme, katkısız, arı, öz be öz Türk'türler. Zaten Türk olmayan yerlerde Kızılbaşlık, Bektaşilik yoktur; bu bir Türk Tarikatıdır. 
KIZILBAŞ'LARIN - BEKTAŞİ'LERİN - TAHTACI'LARIN SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAMLARI NASILDIR? GELENEK, GÖRENEK, TÖRELERİ NEDİR? 
Kızılbaş'ların, Bektaşi'lerin, Tahtacıların tümü de hoşgörü sahibi, olgun, ağırbaşlı.. insanlardır. Kimseye el açmadan, yük olmadan, yaşamlarını sürdürmeye çalışırlar. Özellikle birbirlerine pek çok bağlı oluşları ile tanınmışlardır. Dürüst, çalışkan, insanlardır. Kesinlikle iki kadınla evlenmezler; içlerinden evlenen olur ise, hiç hoş karşılamazlar. Bir kez evlendikten sonra da, eşlerini basamazlar, içlerinde genellikle pek büyük zengin de; pek fakir, yoksul düşmüş kişi de yok gibidir. İşi bozulmuş, ekmek parası getiremez duruma düşmüş olanlara elbirliği, gönül birliği, eder; yardımcı olur, yeni bir iş kurarlar. Kızılbaş, Alevî, Tahtacıların içinde dilenciye rastlanmadığının bir nedeni de budur. Konuklarını sever, yedirir, içirir; sazla, sözle, okudukları nefeslerle hoşnut ederler. Kesinlikle; Eline, diline, beline özgür ol; kurallarına uydukları için, belirli bir görgü ve uygar insan sınırları içinde kadınları ile işte, aşta, eğlencede birlikte olurlar. Yeniliği sever, okuyup yazmak için, çaba harcar, dururlar.. KIZILBAŞ'LAR - BEKTAŞİ'LER - TAHTACI'LAR ÖZ TÜRKÇE KONUŞUR, ÖZ TÜRKÇE YAZARLAR !. 
Bilindiği gibi Türk Aleviliği, Emevi'lerin Anadolu'da yaptıkları zulümlerden doğmuştur. Sünnî olan Emevilere düşman olan Türkmenler, Hazreti Ali yanını tutarak, Alevî olmuşlardır. Müslümanlığın haram kıldığı bazı şeyler, Türkmen töresine uyum sağlamadığı için, kabul edilmemiş, bir ayrı düşme olmuştur. Müslümanlığın "haram" saydığı şarabı, sazı, raksı, dansı.. Kızılbaş'lar, Bektaşiler, Tahtacılar haram saymazlar.
KIZILBAŞ - BEKTAŞİ VE TAHTACI'LARIN İÇİNDEN PEK BÜYÜK, HALK OZANLARI ÇIKMIŞTIR !. 
Yüz yıllar boyunca, öz Türkçe'yi çok iyi korumuş ve yaşatmışlardır. Katkısız, arı, öz Türkçe konuşur; türkü ve nefeslerini hep Türkçe yazarlar. Dillerine hiç Osmanlıca, Arapça, Acemce.. katmamaya özen gösterirler. Böyle olduğu için içlerinden Abdal Musa, Dertli, Hasan Dede, Hatayî, Kaygusuz Abdal, Kul Himmet, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Seyrani, Teslim Abdal, Aşık Veysel.. gibi pek büyük halk ozanları çıkmıştır. 
TANRI'NIN BİRLİĞİNE - PEYGAMBERLERE - KUTSAL KİTABIMIZ KUR'ANA İNANIRLAR !. 
Anadolu Türklerinin Ataları olan Oğuzların soyundan gelen Türk Kızılbaş, Bektaşi ve Tahtacıların hepsi de Tanrı'nın birliğine, Peygamberlere kutsal kitabımız Kur'an'a inanırlar, dini bütün birer Müslüman'dırlar. Yalnız Tarikatları ayrıdır. Müslümanlığı Alevî Tarikatının içinde yaşatırlar. Anadolu Alevî'si olan Kızılbaş, Bektaşi ve Tahtacıların bir komşu ülke olan İran Şii'leri ile uzaktan yakından hiç bir ilgileri ve benzer yanları bulunmamaktadır. Onlarla yalnız, "Hazreti Ali" sevgisinde birleşirler.

 

HAÇLI SEFERLERİ DEVRİNDE ISPARTA

HAMİTOĞULLARI DEVRİNDE ISPARTA