ISPARTA tarihi                      Myriokephalon Savaşı

SAVAŞIN SONUCU
VE YANKILARI

17 Eylül 1176 gününün gecesinde Sultan II. Kılıç Aslan komutanlarından Gabras'ı Manuel Komnenos'a göndererek sulh teklifinde bulunmuştur (İslam Ansiklopedisi'nin II.Kılıç Aslan bahsinde Manuel Komnenos'un sulh teklifinde bulunduğu kaydedilmiştir). Sultan gece karanlığında girişilen müzakerelerde Eskişehir (Dorylaion) ve Soublaion istihkamlarının yıktırılması şartıyla sulhu kabul etti. Süryani MİHAEL, İmparator İstanbul'a gittiğinde altın ve gümüş gönderdiğini yazdığına göre sulh anlaşmasında Bizans'ın Selçuklulara harp tazminatı ödeme maddesinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. "Selçuknâme"de harp tazminatı olarak 100.000 altın,100.000 gümüş kaydedilmektedir.
Kazanılan başarıya göre yapılan anlaşma hükümlerinin çok hafif olduğunda tarihçiler tamamen hem fikirdirler. Süryani MİHAEL'e göre II.Kılıç Aslan,savaş alanında yok olan Bizans ordusundan başka henüz pusuya düşmemiş kuvvetlerin de bulunduğunu zannetmiştir. Bu yüzden sulh anlaşması maddelerinin hafif tutulması mantığa da uygundur.
Gece geç vakitte karanlıkta savaş durdurulup anlaşma yapılmıştır. İmparator Manuel,Sultanın karargahı olan Altıkapıdan hareket ederek Gelendost,Eğridir gölünün güneyi, Honas ve Alaşehir'i takiben İstanbul'a varmıştır. İmparator,yol boyunca Türklerin hakaret ve taarruzlarından yanındaki emirler vasıtasıyla canını kurtarmıştır. Niketas KHONITES'e göre yol boyunca İmparatora yapılan saldırılar Selçuklu sultanı tarafından düzenlenmiştir. Durum ne olursa olsun, İmparatora yapılan saldırılar Türklerin savaşlarla Anadolu'dan silinemeyeceğini,savaş zayiatına rağmen muharebe gücünün aynen mevcut olduğunu göstermiştir. İmparator,yanındaki emirlere saldırıların sebebinin ne olduğunu sorduğunda onların Selçuklu sultanına tabi olmadığını söylemişlerdir.Gerçekten de İmparatora saldıran Türkler Selçuklu sultanına bağlılığından dolayı saldırmış değildir.Onlardaki toplum ruhu halini alan Türklük bilinci,düşmanlarına karşı harekete geçmelerine sebep olmuştur.Karşısındakinin daha kuvvetli olup olmaması Türklük ruhunun meydana getireceği hareketi önleyemez. İmparator 700.000 kişilik ordusuyla savaşa gelirken beş veya on bin kişilik kuvvetler hiç korkmadan saldırmışlar, düşmanın yürüyüşünü yavaşlatmışlar, büyük zayiat verdirmişlerdir. Miktar üstünlüğü bu saldırıları önleyemediği gibi zamanının modern savaş araçları da önleyememiştir. Her Türk bu birlik ruhuyla övündüğü gibi Selçuklu Sultanı II.Kılıç Aslan da böbürlenmiştir. Bu itibarla imparator Manuel Komnenos'un hiç değilse savaş dönüşü bu hareketlere maruz kalacağını bilmesi ve sultanın dahlinin mevzubahis olmaması gerektiğini bilmesi icap ederdi. O yüzden saldırıların sultanın emriyle olduğu söylenemez.
Bizanslılar Malazgirt zaferinin kendileri için öldürücü bir darbe olduğunun farkında olmayarak daima Anadolu'yu istirdat edecekleri ümidini besliyorlardı. İşte takriben bir asır süren bu ümit ve ona matuf mücadeleler 1176 zaferi ile tamamıyla kırılmış oldu. Gerçekten önem bakımından Malazgirt'i takip eden bu zaferden sonra artık Selçuklu ve Bizans tarihlerinin mukadderatı taayyün etti.Bizans daima müdafaada, Türkler de taarruzda bulunacak, Türklerin ilerlemeleri fasılasız devam edecek ve böylece ilk Haçlı seferlerinin yarattığı buhran ile doğurduğu menfi sonuçlar bundan böyle bertaraf edilmiş olacaktır(37).
İbnül Azrak'a göre muharebe anında ve sonunda 100.000 esir alınmıştır. Bu esirler, Suriye, Musul ve Bağdat'a gönderilerek satılmıştır.
İmparator İstanbul'a döndükten sonra, Soublaion istihkamını yıktırmış, Eskişehir istihkamını yıktırmamıştır. Neden yıktırmadığı sorularak anlaşmaya riayet edilmesi istenince anlaşmanın savaş esnasında yapıldığını ve uymak zorunda olmadığını bildirmiştir. Anlaşma hükümsüz kalınca Nikatas'a göre Selçuklu sultanı kumandanlarını Kütahya ve Eskişehir'e göndererek istilâ ettirdi. Hududu Denizli'ye kadar yaklaştırdı.

SAVAŞIN YANKILARI
Guillaume de Tyr'e göre 1176 da talih Hıristiyan ordularına karşı olmuştur. Bu ordular Phrigia dağları geçitlerinde (Sultandağı geçitleri) perişan edildiler. Manuel kaçmağa mecbur oldu. Her şeyini, hatta şerefini bile kaybetti. O günden başlayarak bu felaket hafızasında derin surette kazılmış olarak kaldı. Neş'eli bir mizaca sahip olduğu halde, bundan böyle musahiplerinin bütün çabalarına rağmen ölümüne kadar en ufak bir sevinç gösteremedi. Önceleri büyük olan vücut gücünü bir daha bulamadı. Bu felaketi düşünmenin uğrattığı aralıksız azap ile o derece ezilmişti ki ne bir şeyden zevk alabildi, ne ruhunu avutabildi,ne de her zamanki sakin huyunu bulabildi.
Myriokephalon bozgunu Bizans tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bu bozgun İmparatorluk için kaybolan Anadolu'da Türklerin kesinlikle yerleştikleri anı işaretler(38). F.Barbarossa, Myriokephalon felaketini öğrenince, Manuel Komnenos'a yüksekten atan bir name göndererek, Sezar'ların gerçek halefleri Cermen imparatorlarının hükümetlerini Roma İmparatorluğu ile sınırlayamayacaklarını, Yunan İmparatorluğunun da kendilerine bağlı bulunduğunu bildirdi. Mesajın vardığı sonuç Manuel'in kendini Batı imparatoruna tabi kabul etmesi ve Papalığa boyun eğmesi idi(39).
Manuel'in Myriokephalon'da uğradığı felaket Bizans'ı dünya siyasetine hakimiyet alanından sildi.Yerini Alman imparatoru Frederich Barbarossa almıştır. Yunanistan'a hakim olmak için harekete geçmiştir. Bunun için de Selçuklu Sultanı ile dostluğunu devam ettirme zorunluluğu doğmuştur.
Kılıç Aslan,zaferden sonra halifeye, komşu hükümdarlara, fetihnameler ve hediyeler göndererek zaferi müjdelemiştir. Rumlardan artık endişe kalmadığını ve sulh yaptıklarını bildirmiştir(40).
Tavizî'nin halife Al-Mustazî'ye takdim ettiği bu hadise İslâm'ın büyük zaferi olarak tebcil edilmiştir. "İslâm ülkelerinde beklediğimiz uğurlu zafer haberleri geldi. Müslümanlar mes'ud, Hıristiyanlar müteessirdir" Uç'da (Sagır veya Sugur) vukubulan bu haberi Müslümanlar müzik gibi dinlemektedir. Camilerde hatipler halifenin bu müjdesini bildiriyordu.
İmâd al-Din Isfahani,Kılıç Aslan'ın Selahaddin Eyyubiye gönderdiği mektupta Rumlar tarafından kendisine hiçbir endişe kalmadığını ve sulh yapıldığını kaydetmiştir,
Kimnanos, İmparatorun yeğeninin Selçuklu sultanı Kılıç Aslan'ın başarısını takdirle karşıladığını, evinin duvarlarını Sultan'ın kahramanlık resimleriyle süslediğini yazıyor(41). Türklerin az kuvvetle daha üstün olan düşmanı yok etmesi düşmanlarınca da takdirle karşılanmıştır.
Manuel Komninos I. Sultandağı Geçidi Savaşı'ndaki yenilgisini bizzat kendisi 105 yıl önce Malazgirt'te uğradığı felaket ile mukayese etmiş(42), Türklerin Anadolu'da kuvvetli bir güç olduğunu, onları çıkarmanın imkansız olduğunu İngiltere Kralı II.Henry'e yazdığı mektupta bildirmiştir(43).

NOTLAR >>