ISPARTA tarihi                      Myriokephalon Savaşı

KAYNAKLARA GÖRE SAVAŞIN DURUMU

Savaş bölgesi içinde savaş yerinin tayin edilebilmesi için savaş durumuna uygun yerlerin bilinmesi gerekir. Savaş durumu dediğimiz şey, Savaş öncesi anlaşma teşebbüsleri ile savaş anı olarak karşımıza çıkmaktadır. Savaş yerinin tayini için savaş durumu anlatılırken kişisel görüşte bulunmayı doğru görmüyoruz.
Manuel, Dorylaion (Eskişehir) gibi kaleleri tahkim edip savaş hazırlıklarına girişince Kılıç Aslan 1175-76 kışında hizmetine girmiş Gvros ailesinden bir kimseyi elçi olarak Manuel Komnenos'a gönderir. Ancak anlaşma yapılamamıştır. Manuel savaş için yola çıkınca yeni bir elçi daha gönderdi. Bu defa Manuel, barışın Konya'da yapılacağını söyleyerek elçiyi geri gönderdi (CAHEN, Claud / Osmanlılardan önce Anadolu'da Türkler, İstanbul, 1979, s.116).
Manuel Komnenos, sayısız yük hayvanı,3000 araba (KIMNANOS / Historia, s.296) veya 5000 araba (MIHAEL / Chroniques, 371) veya 70.000 araba (İBNÜL AZRAK / Tarih-i Meyyâfarîkîn, 208a) ve 700.000 kişi ile Eskişehir'e hareket etti. Alaşehir ve Honas'dan geçerken uçlardan çekirgeler gibi toplanan Türkmenler 5.000-10.000 kişilik kuvvetler halinde saldırıyorlar, geçtikleri yolları bozuyorlar, leş atarak suları içilmez hale getiriyorlardı (İBNÜL AZRAK / CHALANDOU / GUILLAUME DE TYR). Bizans ordugahına saldırıp yağma eden Türkmenler 5.000 kişi idi(MIHAEL / s.208).
Bizans ordularına Homa (Ciblial) doğusunda Düzbel civarında (W. RAMSAY / Phrygia, 10, 374) veya bunun daha doğusunda (TOMASCHEK) veya Çardak yakınında 17 Eylül 1176 da (F. TAESCHNER / İslam Ans. 1, 4662), Hoyran ile Kumdanlı arasında (W. RAMSAY / 224-347), Kumdanlı'da (O. TURAN / Selçuklular Zamanında Türkiye, 210) hareket edilmesi güç (S. VRYONIS / The Decline Of Medievel Hellenism in Asie Minor And The Proceses Of Islamisation,123) Phrigia dağ geçitlerinde (A.BAILLY / Bizans Tarihi, II, l42) boğazdan geçmek için ince uzun bir şekilde yayıldı, yüksek arazinin arkasında pusuya yatan Kılıç Aslan'ın askerleri saldırdı (C. CAHEN / Preottoman Turkey, 116). Kılıç Aslan Myriokephalon'dan sonra Tzybritze geçidini işgal etti(VRYONIS / 124) veya dar ve sarp vadiye girdi. Sybriza denilen çıkış yerinde Sultan'ın kurduğu pusuya düştü (O. TURAN). Bizans ağırlığı gelince ölülerle yolu tıkadı. Asker ikiye ayrıldı. Bir bölümü katledilmişken diğer bölümü kuşatıldı (C. CAHEN / 116). Kuşatılanlar kılıçtan geçirildi, felakete uğratıldı(A. VASILIEV / Das Genaue Datum Der Schlacht Von Myriokephalon, 1927, 288), perişan edildi (A. BA1LLY / II, 142)(GUILLAUME DE TYR / 379).
Sultandağı Geçidi Savaşı'nda ve savaş yeri olabilecek yerlerde Antiocheia (Yalvaç) kazılarına benzer bir kazı veya araştırma yapılmamıştır. Bu noksanlık bölge içinde görünür veya bilinir özellikler tespit edilmesi ve bunlardan kaynakların belirttiği özelliklere uyanların savaş alanı olarak kabul edilmesi gerekir. Savaş alanının tespitinde hatayı en aza indirmiş olmak için önceden savaş vasıflarının bilinmesi ve bu vasıfların inceleme anında göz önünde bulundurulması icap eder. Onun için savaş yeri incelemesine girişmeden önce savaş vasıflarını bildiren savaş durumu tespit olunmuştur.
I.Haçlı orduları "İlk tesadüf ettikleri çaya ihtiyatsızlıkla atıldılar, burada bol bol içtikleri su sebebiyle birçok telefat verdiler. Esasen Antiocheia (Yalvaç) kentine yaklaşmış olduklarından buraya kadar çektikleri sıkıntıyı teskin için şehrin surları arasında rahat bir melce buldular"(N.KUM / Yalvaç Armağanı, s.63). Suyu bol bol içtikten sonra Yalvaç'a yaklaştıklarına göre Yalvaç yakınından akan suda kırıldıkları anlaşılıyor. Bu suyun Akköprü Çayı olması gerekmektedir. Şehirde rahat ettiklerine göre Antios (Hisarardı çayı)'un temiz kaldığı anlaşılıyor. Buna göre Türklerin işgal ettikleri boğaz ve vadinin Akköprü çayını takip eden Yarıkkaya-Terziler boğazı-Yalvaç olması gerekmektedir.
Bilahare "Frederich Barbarossa kuvvetleri Akşehir yakınlarında mağlubiyete uğratıldıktan sonra Yalvaç'a geçmek için tehlikeli bir boğazdan geçmek üzere Dük de Suap'ı ikinci kolordusu ile oradan sevk etti. Türkler...her taraftan üzerlerine saldırdılar. Dük de Suap bu boğaz muharebesinde yaralandı. Almanlar azim mesai sarfederek bu kaya arasından kendilerini kurtarabildiler" (N.KUM/s.64). Deguignes'den faydalanılarak aktarılan bu bilgideki sarp boğaz Yalvaç'ın batısına rastlayan Hoyran nahiyesiyle Karamık arasındaki Kapıkaya boğazı olup, Kalisara adıyla anılmaktadır. Bu boğaz muharebesine Tsyuritza-Kalisura, yani Kalisura Boğazı Harbi denilmiştir. Kalisura ve Kapıkaya boğazı Karamık'la Hoyran arasındaki boğazdır. Burada takibi gereken yol ise Karamık beli, Kırkbaş, Mısırlı, Terziler boğazı, Akköprü, Düzkır'dan Yalvaç'tır.
Tzybritze, boğaz manasına kullanılmıştır.Ancak Tsynritza-Kalisura kelimelerinde bir yer adı olarak kullanılmış olabilir. O zaman yan yana kullanılan iki yer adı Tsynritza ile Kalisura arasındaki boğazdan geçildiğini ifade eder. Kelimenin söyleniş yakınlığına bakılırsa Tsynrizta denilen yer "Terziler boğazı" olabilir. Bu durumda takip edilen yolun Karamık beli ile Terziler boğazı olduğu anlaşılır.
Alman imparatoru F.Barbarossa 3.Haçlı ordularının komutanı olarak Uluborlu civarında Türk topraklarına girdiğinde Sultan dağları önünden geçerken "Manuel'in düştüğü tuzağa düşmemek için bu geçitleri güneyde bırakarak Akşehir hududuna" girdiğinden bahsolunmuştur(31). Uluborlu civarındaki kale Bizans kalesi olduğundan Bizans hududuna dahildir. Hoyran gölü kuzeyindeki boğaz Uluborlu'ya yakın olması dolayısıyla Bizans hududu içindedir, diye düşünülebilir. Bundan dolayıdır ki bu yol Uluborlu - Senirkent - Kaşıkara istikametindedir. 3. Haçlı ordularından bir kısmı bu güzergahı takip etmiş olabilir. Alman imparatorunun bahsettiği tuzak mahallinin burası olması ihtimali azdır. Ancak Karamık beli ve gölü Sandıklı - Yalvaç arasındadır. Yarıkkaya beli ise Çay - Yarıkkaya arasında olup Türk hududu içindedir. Pusuya düşürüldüğü boğaz olsa olsa Yarıkkaya boğazı olabilir. "Birinci Haçlı Savaşında da büyük zayiat verdirmişti" denildiğine göre Yarıkkaya ve Karamık belleri Türklerin kontrolündedir. Bizans imparatoru Manuel Komnenos, dağ yolu gediklerini temizlemek niyetinde olduğuna göre bu boğazlardan kuvvetlerin geçmiş olması daha mantıkîdir.
Ayrıca Türklerin, başka kuvvetlerle gelmesi önlenmek istenirse Çay - Yalvaç arasındaki yol Türklere yakın olduğundan ve bu yolun geçidi de Yarıkkaya olduğundan bir kısım kuvvetlerin Yarıkkaya geçidinden geçmesi gerekir. Böylece Yarıkkaya - Yalvaç yolu Türklerden temizlendiği gibi,geçit kapatılarak da geriden Türklerin gelmesi önlenmiş olur. Onun için Sultandağı geçitlerinin bu geçitler olması icap eder. Manuel Komnenos'un diğer gayesi kutsal göreve giden Hıristiyanlara mani olan Türkleri sürüp geçitleri temizlemek ve tehlikesiz hale getirmektir. Haçlı ordularının bir kısmı Akşehir'e varmadan Çay ovasından dağ geçitleri yoluyla gittiğine ve Çay - Konya arasında Karamık, Yarıkkaya ve Akbel bulunduğuna göre Türklerin Haçlılara mani olduğu geçitler bu geçitlerdir. Geçitleri takip eden dağlar arasındaki dar vadiler Yalvaç'ta birleştiğine, geçit ve vadiler Yalvaç hududu içinde olduğuna göre Myriokephalon savaşının bölgesini ve yerini Yalvaç dışında aramak ne tarihî kayıtlara ne de aklî düşünüşe uyar. Onun için, savaş Yalvaç bölgesi içinde olmuştur denebilir.
Yalvaç'ın kuzeydoğusunda ve Akşehir beline çıkılan ilk tepe üzerine "Düzbel" adı verilir. Yalvaç'ta düğümlenen bel vadileri Düzkır ile Men mabedi arasında bulunan beldir. Ancak yaya çıkılabilen bu yerde savaş olması ihtimali azdır. Ayrıca Yarıkkaya bölgesinin fizikî coğrafya bakımından yapısı konaklamaya da elverişlidir. Yarıkkaya'nın etrafını Sultandağları çevrelemiştir. Bu dağ silsilesinin arasında 3 veya 4 km. çapında çanak şeklinde ova bulunmaktadır. Ovanın dışarıya açılan 3 kapısı(geçidi) vardır. Bunlardan ikisi Sultandağlarına açılır. Ovanın kuzeydoğusundaki geçide de "Akbel" denir. Akbel'den İshaklı'ya gidilir. Ovanın doğusunda Surk köyü vardır. Surk, bir dağ yamacında kurulmuştur. Surk, Akbel'in koruyuculuğunu yapan köy durumundadır. Ovanın batısında Yarıkkaya köyü ve boğazı bulunmaktadır, bu köy de sanki Yarıkkaya belinin koruyucusu durumundadır. Ovanın güneyindeki dar vadiden Akköprü çayının kaynaklarının meydana getirdiği dere akmaktadır.
Sultan dağlarının arasından uzanan vadinin doğusunda ve orman içinde bulunan Köstük köyünün arazisi ekime ve dikime elverişli olmadığından vadinin batısındaki tepelerin arkasında kalan düzlük ekim dikim alanı olarak kullanılmaktadır. Köstük köyünün güneyinde bulunan Elbengi köyünün ovası da yine vadinin batısındaki tepelerin arkasındaki düzlüktür.
Haçlı savaşlarında Haçlı ordularının bir kısmının geçtiği belirtilen dağ geçitleri Yarıkkaya - Yalvaç arasındaki bu vadi olmalıdır. Hatta çeşitli zamanlarda Haçlı ordularının konakladığı ve savaştıkları bildirilen "Düzbel"in yukarıda belirtildiği üzere Yarıkkaya - Surk köyleri arasındaki çanak şeklindeki düzlük olması gerekir. Buna göre de Yarıkkaya ve Akbelden başlayıp Yalvaç'a kadar uzanan geçit veya vadinin, Türklerden temizlenmesi gereken vadi olduğu anlaşılır.
Büyük Bizans ordularının Myriokephalon boğazından geçmesi gerekiyordu. Böylelikle de ordunun ince uzun bir şekilde yayılması mümkün olacaktı. Kılıç Aslan ordusunu yüksek arazinin arkasında pusuya yatırmıştı.Boğazdan geçerken saldırıya uğrayan Bizans ordusu ölülerin ve yüklerin yolu tıkaması ile bölünmüş, ordunun bir bölümü katledilmişken öbür bölümü de kuşatılmıştı. Buradaki ilk şart Sultandağı üzerinden gelen bir geçidin olmasıdır. Yarıkkaya - Karamık geçidi bu ilk şarta ve yüksek arazi üzerinde ince uzun bir boğaz olması şartına uymaktadır. Hoyran gölünün kuzeyindeki dar boğaz yüksek arazi üzerindedir denemez. Diğer bir şart yüklerle tıkanan bir yol olması şartıdır. Yükler geriden gelir ve ayrıca sonradan sevk edilebilir. Hiçbir zaman askerin önünden gitmez. Yolu tıkadığına göre ağırlık başka yoldan gelmiş ve askerin yürüyüşü yavaşlatıldığı için menzile daha önce varmış ve o yol ayrılışında yolu tıkamış olabilir. Terziler boğazı çıkışı, Karamık beli boğazı, Kumdanlı vadisi ve Yarıkkaya boğazı ile birleşmektedir. "Bizans askerlerinin bir bölümü katledilmişken, bir bölümü de kuşatılmıştı" sözünden de katledilen bölümden gayri yeni bir bölüm diye adlandırılan, askerlerin gelmiş olduğu, yani oraya yeni gitmiş olduklarından katledilmediklerini,yalnız kuşatıldıklarını anlamaktayız. D. Robenson ve Beguigne, Myriokephalon'un Karamık beli - Hoyran arasındaki vadi olduğunu ve Kalisura - Tzybritze şeklinde ifade ettiğinden Bizans kuvvetlerinin bir kısmının Karamık belinden geldiği anlaşılır. Ağırlığın başka yerden geldiği kabul edilirse Hoyran gölünün kuzeyinden Kumdanlı yolunu takiben geldiği Terziler boğazındaki cesetlerle karşılaşıp yolu tıkadığı, Karamık beli, Kırkbaş, Mısırlı, Sağır, Körküler ve Terziler istikametinden gelen askerlerin de ağırlıkları ve cesetleri geçemediğinden ikiye bölünmüş olmaları gerekir. İşte bu kuvvetler yeni gelenler olduğundan henüz katledilmemişlerdir. Daha önce gelen ve katledilmiş olanların ise başka yoldan gelmiş olmaları ve yol güzergahının da Yarıkkaya, Surk, Köstük ve Elbengi olması gerekir.

BÖLGE KAYNAK İLİŞKİSİ VE SAVAŞ YERİ >>