ISPARTA tarihi                      Myriokephalon Savaşı
MYRİOKEPHALON'UN MANASI

Myriokephalon Savaşı, 1176 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan (1155-1192) ile Bizans İmparatoru Manuel Komninos I (1143-1180) arasında olmuştur. Türklerin Anadolu'dan sürülmeyip, Anadolu'yu kendilerine vatan yaptıran savaştır. Savaş yeri ve zamanı kesinlikle bilinmemektedir. Bu hususta çeşitli fikirler yürütülmüştür. Bizans'ın mağlubiyeti ile sonuçlanıp onun dünya üzerindeki prestijini kıran bir savaş olduğu için Bizans kaynaklarında da çok az bilgi bulunmaktadır. Savaşın gayesi, adı, kaynakların belirttiği savaş bölgesi, savaşın durumu, bu bölgedeki köy ve kasaba adları, manaları, kaynak noksanlığını azaltıp, savaş yerinin tayinine yardımcı olabilir.

Bizans İmparatorları, çeşitli zamanlarda Ermenileri Toros dağları vadilerine sürdüğü için bölgede kullanılan adlar kaynaklarına aksettirilmiştir. Onun için kelime tahlillerinde Ermeni kaynaklarından faydalanılmıştır. Ahlatlı Grior (1380-1420) kronolojisinde "Lang Tamur" diye adlandırdığı Sultan Temur'a Mir Tamur, Uzun Hasan'a Sultan Hasan yerine kaim olmak üzere Mir Hasan (1) demiştir. Buna göre Selçuklular zamanında Mir, Myro kelimeleri "Sultan" manasına gelmektedir. Sultan,aynı zamanda "Devlet" manasına da gelmektedir. Osmanlılar zamanında bu kelime bizzat Sultan'ı ifade etmek için kullanıldığı gibi çoğunlukla da "Devlet" manasına kullanılmıştır. Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa'nın,Sultan III.Ahmet için yaptırdığı kasra "Mirabat Kasrı", yürüklerin başbuğ veya sultanına "Mir-i Yürükan" denmesi (2) kelimenin "sultan" manasına kullanıldığını gösterir.Mir-i mîr-i alem (3) deyimi "Cihan devleti sultanı"nı ifade eder.Bunda "Mir" in hem devlet hem de sultan manasında kullanıldığını görüyoruz. Buna göre de "Miri" kelimesiyle hem sultan, hem de sultanın hükümranlık alanının ifade edildiği anlaşılmaktadır.
Bu misallerden "Myr"in,adıyla,hükümranlığıyla Sultan'ı ifade ettiği söylenebilir.
Kaf kelimesine ise Kutsal kitaplarda rastlıyoruz.Manası kesinlikle bilinmemekle beraber Ikrime ve Tahhake "Yeryüzünü her taraftan çevirmiş olan yeşil bir zümrütten meydana gelmiş pek büyük bir dağın ismidir.Gökteki yeşil renk bundan meydana gelmektedir"(4). "El Kaf" denmediğine göre gözle görülen dağ olmayıp,kutsal bir dağdır. Kur'an'ın Kaf süresindeki Kaf harfi ile aynı surenin 7. ayetindeki dağ manasına gelen "elkayna" kelimesinin kaf harfi birbirine benzemektedir. Buna göre manevi kaf görünür duruma gelince "Kanha" halini alsa gerektir. Nitekim Avesta ve Tevrat'da Tur'un gösterildiği yerin merkezi Kanhadır.Yamacında bulunduğu dağ kutsaldır. Sonraları da bu dağı alan Türklere hakim olmuştur. Dağ kutsallığını Türk'ün ilk atasının ruhundan almış ve bu ruh ölümsüzlüğe kavuşmuştur.
Phrygia dağ silsilesinin uzantısı veya üzerinde olan Paluria, Antiochia (Yalvaç)'dır. Hz.isa'nın havariumlarından Pavlos buraya gelmiş,ilk Hıristiyan kilisesini açmış ve ölümden sonra dirilineceğini vazetmiştir. Bu vaazla Hıristiyanlık mustakilen kurulmuştur. Hıristiyanlığın alenen ilk ilan edildiği yer oluşu dolayısıyla Phrygia dağının bu kısmı kutsal sayılmış,Romalılar ve Museviler kabul etmedikleri için inkarcı sayılmışlardır. Kur'an'ın Kâf suresinin 3.ayetinde münkirlerle ilgili olarak "ce izâ mitnâ ve künnâ türâben"  (Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı dirileceğiz?) (5) denilmektedir. Hangi münkirler olduğu belirtilmeyip umumi ifade kullanıldığına göre Mekke müşriklerini kapsamına aldığı gibi Antiochia (Yalvaç) müşriklerini de kapsamı içine alsa gerektir. Bunlar,manevî dağ Kaf suresinde bahsolunduğuna göre kutsal Phrygia-Paluria'nın Myriokephalon adı içerisinde Keph olarak isimlendirilmesi muhtemeldir.
Lügatlarda Kâf, zümrüd-ü anka kuşunun bulunduğu dağ (6) olarak tarif edilmekte,Kaf kelimesi de dağ manasına gelmektedir.
Alon, Latince köklü bir kelime olup, gidiş veya geçit manalarına gelmektedir. Bu durumda da "Myriokephalon" Sultandağı Geçidi demektir. "Myriokephalon Savaşı"nın Türkçe söylenişi de "Sultandağı Geçidi Savaşı"dır.
Kelimeyi bu şekilde anlattıktan sonra "Myriokephalon Savaşı"nın gayesinin ne olduğunu anlamaya çalışacağız.

SAVAŞIN GAYESİ >>